*BOZKURTLAR TAŞIYACAK* Ankara mescit oldu milyonlar saf tuttu İnsanlar vecde daldı ve soğuğu unuttu. Ben de binada kıldım cenaze namazını Bu cenazede tattım has sevginin hazzını. Yarab bu ne sevgidir kabul et duaları, İşte son görevinde başbuğun Bozkurtları Şimdi öksüz kaldınız ama başınızı eğmeyin Emaneti ehlinden başkasına vermeyin. Haydi şimdi hepiniz vicdanen denetlenin Allah rızası için hele bir kenetlenin, Rahat uyu başbuğum Türklük hep yaşayacak İslam'ın bayrağını Bozkurtlar taşıyacak...
Favorite Music
Kurt Ve Ayı Kurt kocadı,kötrüm oldu; Bunu sezen bir genç ayı Yakaladı kurdu, yoldu, Dedi: Haydi tüysüz dayı!
Yürü, yine yigitlik sat; Dar et bize yesil yurdu! Piçlerine dedi: Fırsat Kaçırmayın, boğun kurdu!
Zavallı kurt öldü, inde Beş yavrusu kaldı öksüz; Fakat bir kaç yıl içinde Bunlar birer yiğit gürbüz
Kurt olarak saldırdılar Yeşil yurttan ayıların Vücudunu kaldırdılar Çocuklarım ibret alın: Her bu güne var bir yarın!
Favorite Movies
Merkezmiz herkesmiş bilmem ne derken Erken unuttular Türkeş'i erken Ülkücülük 'ülkü' elden giderken Hoplayıp zıplayıp çoşmak değildir.
Seneden seneye mezar ıslayıp, 'Türkeşçilik' yapmak ayıptır ayıp Sırf bununla Ülkücülük taslayıp Ülkücünün derdini deşmek değildir.
Köylü bile öküz alsa işine, Dişine bakıyor önce dişine Ülkücülük her hıyarın peşine Bir avuç tuz alıp koşmak değildir.
Favorite TV Shows
Dostlara sorsanız ermiş veliyiz Düşmana sorsanız olmaz deliyiz Adınız ne diye sormayın bize Alparslan türkeş'in askerleriyiz Türk oğluyuz türküz türkün dalıyız Tuğran ellerinin nazlı gülüyüz Kökünüz ne diye sormayın bize Alparslan türkeş'in askerleriyiz Düşmüşüz sevdaya gönül vermişiz Her türlü çileye göğüs germişiz Aşkınız ne diye sormayın bize Alparslan türkeş'in askerleriyiz Ne rütbemiz oldu ne de payemiz Ülküye kavuşmak kutlu gayemiz İşiniz ne diye sormayın bize Alparslan türkeş'in askerleriyiz
Unutmak insana mahsustur derler amma Sen dostu düşmanı sakın unutma Hümanist palavralara boşa aldanma Su uyur düşman uyumaz sakın unutma
Doğu Türkistan ı ata yurdunu İsa Yusuf Alptekin i Osman Batur u Göktürk ü Karahan lıyı Uygur u Oğuz han ı Kürşad ı sakın unutma
Yesi de Hoca Ahmet Atayı Yesi den yükselen o kutsal manayı Sarı Saltuk u Ahi Evran ı Şeyh Edabalı yı Söğüt te doğan güneşi sakın unutma
Elbasan ı Tiran ı İşkodra yı İşkodra şehidi Hasan Rıza Paşa yı Birde satılmış Enver Hoca yı Evlad-ı Fatihan ı sakın unutma
Hatırla Bihaç ı Saray Bosna yı Srebrenissa yı Üsküp ü Kosova yı Karadziç denilen Sırp yılanını Bilge kral İzzet Begoviç i sakın unutma
Maziyi unutanın sürtülür burnu Hiç unutulur mu Bulgar ın zulmü Kırım ı… Giray Hanların yurdunu Gaspıralı İsmail i sakın unutma
Her daim fırsat kollayan Yunanı Dr. Sadık Ahmet i Mehmet Emin Aga yı Gümülcine yi Selanik i Dedeağaç ı Kıbrıs ta enosisi sakın unutma
Cezayir i Derne yi Trablusgarp ı Akka kahramanı Cezzar Ahmet Paşa yı Yemen … üç yüz bin şehit in yatağı Sina yı Kanal ı sakın unutma
Mekke yi Medine yi kutsal toprakları Medine müdafii Fahrettin Paşa yı Şerif Hüseyin i Lavrens i İngiliz oyunlarını Kudüs ü Şam ı sakın unutma
Şeyh Şamil i o Kafkas kartalını Şamil ki Kafkasya nın hürriyet bayrağı Dudayev i Basyev i Selim han ı Yeltsin i Putin i sakın unutma
Allah u Ekber dağlarında doksan bin şehit i Erzurum u Nene Hatun u Aziziye yi Anadolu da Ermeni mezalimini Kazım Karabekir i sakın unutma
Şanlı bir destandır Çanakkale İnönü den Sakarya dan indik İzmir e Hedefiniz Akdeniz dir ilerle Gazi Mustafa Kemal i sakın unutma
Bahtı hep karamıdır Karabağ ın Karabağ öz toprağıdır Azerbaycan ın Boynu büküktür Nahçivan ın Hocalı da ölenleri sakın unutma
Musul u Kerkük ü Telafer i Mehmet ime pusu kuran itleri Apo yu Barzani yi Talabani yi Haini kahpeyi sakın unutma
Bir kez şehit için göz yaşı dökmeyenleri Hepimiz Ermeni yiz diye gezenleri Türk lüğe sövülüp alınan Nobelleri Satılmış kalemleri sakın unutma
İbret al ki maziden düşme aynı hataya İnan dostun yok senin senden başka Düzelir inan her şey layık olduğun gün atana Dinini ilini töreni sakın unutma….
ŞEHİT OLMAK HER YİĞİDİN SEVDASIDIR YAŞARKEN GÜNEŞİN YÜZÜ SOLARMIŞ YÜCE DAĞI AŞARKEN HİLAL KOLLARINI AÇMIŞ YILDIZINA KOŞARKEN
ALBAYRAĞA RENGİNİ VEREN KANLARA SELAM OLSUN VATAN İÇİN SERDEN GECEN CANLARA SELAM OLSUN ASLI BOZUK, SÜDÜ SÜTSÜZ GEÇİP GİTTİ HAN OLDU YİĞİT OLAN ŞEHİT DÜŞTÜ VATANIMA ŞAN OLDU ÇANAKKALE GEÇİLMEDİ, DUMLUPINAR KAN OLDU
BU TOPRAKTA ŞEHİT YATAN BİNLERE SELAM OLSUN VATAN İÇİN SERDEN GEÇEN CANLARA SELAM OLSUN
EBET KURBAN KOÇTAN OLUR KINASINI YAKARKEN, RUHUMUZAGUSÜL VERDİK SULAR ZEMZEM AKARKEN KORKULARI KEFENLEDİK GÖK YÜZÜNE ÇIKARKEN
CANIMIZA MEKAN OLAN HANLARA SELAM OLSUN VATAN İÇİN SERDEN GECEN CANLARA SELAM OLSUN
HAKİKATİ SÖYLEMESEM YAZIK OLSUN DİLİME O GÜN GÖNLÜM İSYAN EDER SAZIMDA Kİ TELİME ALPERENLER PERDAH ÇEKER MEYDANLARDA ÖLÜME
ŞEHADETE KİSPET GİYEN ANLARA SELAM OLSUN VATAN İÇİN SERDEN GECEN CANLARA SELAM OLSUN
NAMERTLERE KARA DÜŞER MERT OLANA AK VURUR KİMİNİN NASİBİ AZDIR KİMİSİNE ÇOK VURUR KİMİSİNE KURŞUN DEĞER KİMİSİNE OK VURUR
ULUBATLI HAYKIRIYOR BUNLARA SELAM OLSUN VATAN İÇİN SERDEN GEÇEN CANLARA SELAM OLSUN
DOĞAN GÜNEŞ IŞIK OLSUN BU BAYRAĞI TUTANA İZZET İLE HÜRMET EYLE KARATAŞ?TA YATANA FATİH?LERİM ŞEHİT DÜŞTÜ AKYÜZÜYLE VATANA
SEFAİ'YEM YERDEN GÖKTEN ONLARA SELAM OLSUN VATAN İÇİN SERDEN GECEN CANLARA SELAM OLSUN
Kutsal mezarı Atatürk kurtarmış 09 Ağustos 2008 Cumartesi 12:01 Suudiler Peygamberin mezarını yıkmak üzereymiş. Atatürk bunu haber almış ve Suudileri titreten bir telgraf çekmiş. Suudiler 1926 yılında kendi sınırları içindeki tüm mezarlıkları yıkma kararı alır. İşin en ilginç yanı Hz. Muhammed'in mezarının da Suudi sınırları içerisinde olmasıdır. Ancak Atatürk öyle bir telgraf çeker ki, Suudiler mezarın tek bir taşına bile dokunamazlar. Nevzat Yalçıntaş'ın anekdotunu Can Ataklı köşesinden şöyle aktarmış: TEK TAŞINA DOKUNURSANIZ ORDUMU GÖNDERİRİM Prof. Nevzat Yalçıntaş “Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed’in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, ‘Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim’ demişti. Bunun üzerine Suudiler Hazreti Muhammed’in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi” dedi. Atatürk olmasa bugün Hazreti Muhammed’in mezarı da olmayacaktı O BELGE NASIL ORTAYA ÇIKTI? Yalçıntaş anlatıyor: “(Dışişlerinde Bakanlık arşivini araştıran) Münir Bey aradı. Çok ilginç bir belge bulduğunu, bunu getirip göstermesi gerektiğini söyledi. O sırada benim çalıştığım başbakanlık binası ile dışişleri binası aynı yerde. Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı.” Prof. Yalçıntaş, Münir Bey’in gösterdiği belgeye baktığında çok şaşırdığını belirterek şöyle devam etti: “Belge bir telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına gönderilmişti. Telgrafta ‘Hazreti Muhammed’in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya gönderirim’ anlamına gelen cümleler vardı.” ZAMANINDA FAHRETTİN PAŞA MEZARI TERK ETMEMİŞ Yalçıntaş, burada Hazreti Muhammed’in mezarı ile ilgili kısa bir detay anlattı. İngiliz işgali sırasında komutan olan Fahrettin Paşa’nın kabri terk etmemek için uzun süre direndiğini, aç kaldıklarını bu nedenle çekirge yiyerek beslendiklerini, sonunda İngilizler’in hiçbir şekilde dokunmamaları kaydıyla Hazreti Muhammed’in mezarını terk ettiklerini ancak kutsal emanetleri de yanlarına aldıklarını söyledi. BELGEYİ AÇIKLAMAMIŞLAR Şimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki gelişmelere, çünkü vahim ve ilginç olan bu: Nevzat Yalçıntaş’ın anlattığına göre Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteşara oradan da Bakan İlter Türkmen’e geliyor. Tabii Evren Başkanlığı’ndaki Milli Güvenlik Konseyi’nin de haberi oluyor. Sorun şu: Bu belge ne yapılacak? Dönemin Atatürkçü komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde yazılan ve şimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk kitabının içine, hiçbir anons yapılmadan konuyor. Kısacası konu adeta kapatılıyor, sadece o tuğla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde “zevahiri kurtarmak” adına konuyor. Peki bu belge şimdi nerede? Kimin koruması altında? Bu da bilinmiyor. Bilinen tek şey, Atatürk’ün İslam aleminin peygamberi Hazreti Muhammed’in mezarının ortadan kaldırılmasını önlemesi herkesten saklanıyor. HZ. MUHAMMED MESCİDİ NEBEVİ'DE YATIYOR Hazreti Muhammed 571 yılında doğdu 632 yılında vefat etti. Peygamberimiz Medine’de oturduğu evde toprağa verildi. Bu mezar bugün dünyanın en büyük camisi olan Mescidi Nebevi’nin içinde. Mescidi Nebevi, Hazreti Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç etmesinden sonra ilk namaz kıldığı yer. Hazreti Muhammed, Medine’de oturduğu evin hemen yanına kentin ilk mescidini inşa ettirmişti. Bu mescit geçen yıllar içinde defalarca yenilendi. Bugün 600 bin kişinin aynı anda namaz kılabildiği Mescidi Nebevi’nin korumasını çok uzun yıllar Osmanlı askeri yapmıştı. Arabistan’da mezar adeti yoktur. Ölüler herhangi bir yerde toprağa verilir, üzerine belirleyici bir şey konmaz. Bu nedenle sadece Hazreti Muhammed’in mezar yeri ile ilgili bilgi vardır. O’nun dışındaki İslam büyüklerinin mezarlarının yeri bilinmez. Bir süre önce Hazreti Muhammed’in annesine ait olduğu ileri sürülen bir mezar ortaya çıkarılmıştı. Ancak Suudi yönetimi bu mezarı da ortadan kaldırmış ve yerine otopark yapmıştı. Atatürk’ün müdahalesi olmasa Suudiler, Mescidi Nebevi’nin hemen dibindeki Hazreti Muhammed’in mezarını da tamamen ortadan kaldıracaktı. Nitekim Hazreti Muhammed’le aynı yere defnedildikleri bilinen Sahabe’nin önde gelen isimlerinin mezar yerleri bugün dümdüzdür.
Canakkale - Çanakkale Şehitlerine
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
NİCE ASENALAR VAR,KILIÇ KUŞANIP NAMERTİN BOYNUNU VURAN.
NİCE ASENALAR VAR,HURİLERİ KISKANDIRIP ALPERENLERE SULTAN OLAN.
NİCE ASENALAR VAR,CİHANA HAKİM OLACAK FATİHLER DOGURAN.
HERBİRİ MALHUN HATUNDUR,OSMANLIYA ANA OLAN.
BOZKURT YÜREKLİDİR,CİHADDA ER YANINDA OLAN,
VARSA TEK DERDİ NAMUSU,İMANI VE VATANIDIR.
EGMEDİ BAŞINI EGEMEZDE,ÜLKÜSÜ TEK MUKADDESATIDIR.
BEŞBİN YILI O DOGURDU,O TAŞIDI,O BÜYÜTTÜ.
VE DAHİ TÜRK'Ü TARİHE,CİHANA,ANADOLUYA.
ELLERİ ÖPÜLESİ ANLI AK,YÜZÜ PAK ASENALAR YÜRÜTTÜ...